Velayet yalnızca anneye mi verilir? Hukuki gerçek ve babanın velayet alabildiği durumlar.
Velayet Sadece Anneye mi Verilir? Yüksek Yargı Kararları Işığında Velayetin Belirlenmesi ve Değiştirilmesi Rehberi
Türk aile hukukunda en çok tartışılan ve üzerinde yanlış bilgilerin en yoğun olduğu konuların başında müşterek çocukların velayeti gelmektedir. Kamuoyunda, boşanma davalarında velayetin neredeyse otomatik bir şekilde ve her koşulda anneye bırakılacağına dair yaygın bir kanaat vardır. Oysa Türk Medeni Kanunu (TMK), uluslararası sözleşmeler, Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay kararları incelendiğinde velayetin mutlak olarak anneye verileceğine dair hiçbir yasal zorunluluk bulunmadığı açıkça görülmektedir.
Velayet düzenlemesinde yegane ve en üstün ölçüt "çocuğun üstün yararı" olup, velayet hakkının babaya verilmesi veya mevcut velayetin anneden alınarak babaya geçirilmesi (velayetin değiştirilmesi) hukuken son derece mümkündür ve yüksek yargı kararlarında bu durumun çok sayıda somut örneği mevcuttur.
1. Velayet Kararı Verilirken Mahkemeler Neye Bakar? "Çocuğun Üstün Yararı" İlkesi
Boşanma veya velayetin değiştirilmesi davalarında hâkim, anne ya da babanın kişisel isteklerinden önce çocuğun maddi ve manevi gelişimini güvence altına alacak koşulları arar. Bu süreçte çocukların bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması esastır.
A. İdrak Çağındaki Çocuğun Görüşü ve Sınırları
Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi uyarınca idrak çağındaki çocukların velayet konusundaki görüşlerinin alınması yasal bir zorunluluktur. Ancak çocuğun beyanı mahkemeler için mutlak ve körü körüne bir bağlılık yaratmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (YHGK) yerleşik içtihatlarında bu sınır şu şekilde çizilmiştir:
"Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde, görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. (YHGK. 2011/2-884 Esas, 2012/197 Karar ve YHGK. 2011/2-547 Esas, 2011/695 Karar)"
Eğer idrak çağındaki çocuk, velayet hakkını elinde bulunduran ebeveynin psikolojik baskısı veya manipülasyonu altındaysa, uzman bilirkişiler ebeveyn yönlendirmesini saptadığı takdirde mahkeme çocuğun güdümlü beyanının aksine velayeti diğer ebeveyne verebilir.
B. Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi
Yüksek mahkeme kararlarında kardeşlik bağlarının korunması ve kardeşlerin ortak bir aile ortamında büyümesi, çocuğun ruhsal sağlığı açısından hayati kabul edilir. Olağanüstü bir durum bulunmadıkça kardeşlerin velayetlerinin farklı ebeveynlere paylaştırılması hukuka aykırı görülmektedir.
2. Velayetin Anneden Alınarak Babaya Verilmesi (Velayetin Değiştirilmesi) Koşulları
Velayet kararları hiçbir zaman kesin hüküm teşkil etmez; koşulların değişmesi halinde her zaman yeniden düzenlenebilir. Uygulamada velayetin değiştirilmesini ve hakkın anneden alınarak babaya tesis edilmesini sağlayan en güçlü hukuki gerekçeler yüksek yargı kararlarında şöyle şekillenmiştir:
A. Kişisel İlişkinin Engellenmesi ve Çocuğun Kaçırılması
Velayet hakkını elinde bulunduran ebeveyn (örneğin anne), diğer tarafın çocukla kişisel ilişki kurmasını (görüşmesini) sistematik olarak engelliyorsa, bu durum velayet görevinin ağır bir şekilde kötüye kullanılması anlamına gelir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 08.09.2014 tarihli ve E. 2014/6931, K. 2014/16774 sayılı emsal kararında bu durum açıkça velayetin değiştirilmesi sebebi sayılmıştır:
"...velayeti anneye verilen müşterek çocuk S. N. 17.07.2001 doğumludur. Ana ve babadan her biri, diğerinin çocuk ile kişisel ilişkisini zedelemekten kaçınmakla yükümlüdür (TMK.md.324/1). Velayet hakkına sahip olan annenin, babanın çocuk ile kişisel ilişkisini haklı bir sebep olmaksızın engellediği, bu suretle yasal yükümlülüğüne aykırı davrandığı, babanın boşanma kararının kesinleşmesinden sonra, annenin engellemesi ve sürekli olarak kişisel ilişki dönemlerinde çocuğu bulunduğu ortamdan uzaklaştırması sebebiyle kişisel ilişki hakkını kullanamadığı yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Annenin bu tutumu, çocuğun menfaatine aykırıdır. Gerçekleşen bu durum karşısında velayetin anneden alınıp babaya verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile karşı davanın reddi doğru bulunmamıştır."
Yine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 22.11.2018 tarihli ve E. 2018/6879, K. 2018/13378 sayılı kararında, annenin velayet görevini savsaklaması ve ebeveynlerin çocuk üzerindeki yükümlülükleri değerlendirilerek velayetin anneden alınarak babaya verilmesi gerektiği onaylanmıştır.
B. Sosyal Medyada Çocuk İstismarı ve Uygunsuz Yaşam Şartları
Velayet hakkı sahibinin çocuğun gelişimine aykırı eylemlerde bulunması da doğrudan velayetin el değiştirmesini gerektirir. Nitekim Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2020 tarihli ve E. 2016/947, K. 2017/283 sayılı Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasına atıf yapan 2017/382 Esas, 2019/88 Karar sayılı bozma kararında şu çarpıcı ifadelere yer verilmiştir:
"...davalı kadının bu eylemleri nedeni ile Aydın 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/947 esas - 2017/283 karar sayılı dosyasında çocuğu alıkoyma suçundan cezalandırılmasına karar verildiği... davalı anne yanında alıkonulduğu bir yıllık süre zarfında o tarihte henüz beş yaşında olan ortak çocuğun terör örgütü sempatizanlığını çağrıştırır şekildeki fotoğraflarının uygunsuz ifadelerle sosyal medyaya [yansıtılması nedeniyle]... velayetin değiştirilerek babaya verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir."
3. Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu (EYS) ve "Yalancı Hafıza" Engeli
Boşanma aşamasında annelerin babayı cezalandırmak amacıyla çocukları manipüle etmesi, babaya düşman yetiştirmesi tıp ve hukuk literatüründe Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu (EYS) olarak adlandırılmaktadır. Çocuğun mahkemede veya uzman önünde "babamı görmek istemiyorum" şeklindeki beyanlarının aslında annenin kışkırtması ve zihinsel istismarı sonucu oluştuğu yüksek yargıca tescillenmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 25.03.2019 tarihli ve E. 2019/501, K. 2019/3271 sayılı ilamında bu durum bilimsel saptamalarla karara bağlanmıştır:
"...sosyal inceleme raporu kapsamına göre ayrılık süresinde küçüğün her iki ebeveyne de ihtiyacı olduğu, ebeveynlerini uzun süre göremeyen çocukların ebeveynlerinden birisine karşı yabancılaşma sendromu içerisine girebilecekleri, bu sendromu yaşayan çocukların karşısındaki insana göre farklı konuşup değişik söylemlerde bulunabilecekleri, birlikte kaldıkları ebeveynleri neyi duymak istiyorsa onu söyleyebilecekleri, herkese ayrı konuşabilecekleri gibi suskunluk içine girebilecekleri, küçüğün birlikte kaldığı ebeveyninin beklentisine uygun davranış geliştirip birlikte kalmadığı ebeveyni ile görüşmek istemediğini söyleyebileceği, küçüğün bu şekildeki beyanlarının kişisel ilişkinin kaldırılması için yeterli ve başlı başına bir sebep olmadığı..."
Aynı doğrultuda Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 26.09.2024 tarihli ve E. 2024/5819, K. 2024/6526 sayılı en güncel kararlarından birinde, çocuk üzerinde annenin olumsuz telkinlerinin EYS'ye (Ebeveyne Yabancılaşma Sendromu) neden olduğu, ancak davalı babanın çocukla kişisel ilişki kurmasına engel teşkil edecek hiçbir durumunun bulunmadığı saptanarak, çocuk ile baba arasındaki bağların korunmasının çocuğun menfaati gereği olduğu vurgulanmıştır.
4. Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) EYS ve Velayetin Değiştirilmesine Bakışı
Anayasa Mahkemesi de velayetin anneden alınarak babaya verilmesi kararlarını anayasal denetimden geçirerek bu yaptırımları hukuka uygun bulmuştur.
A. AYM Aliye Kaya Kararı (12/6/2019 tarihli ve 2016/7425 Başvuru Numaralı Karar)
Bu dosyada yerel mahkeme, annenin çocukları babadan sistematik olarak kaçırması ve kişisel ilişkiyi engellemesi gerekçesiyle müşterek çocukların velayetini anneden alıp babaya vermiştir. Anne, velayetin kendisinden alınmasının "aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini" belirterek AYM'ye bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü verdiği nihai kararda şu hükmü kurmuştur:
"Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA... karar verildi."
Bu karar, babaya yabancılaştırılan ve görüşmesi engellenen çocukların velayetinin anneden alınarak babaya verilmesinin anayasal hakların ve çocuğun üstün yararının doğrudan bir gereği olduğunu teyit etmektedir.
B. AYM A.K. Kararı (22/11/2023 tarihli ve 2018/26941 Başvuru Numaralı Karar)
AYM bu tarihi kararında, velayet davalarında diğer ebeveyni saf dışı bırakmak amacıyla üretilen asılsız cinsel istismar ve şiddet iddialarının çocuk üzerinde yarattığı tahribatı ele almıştır. Kararda yer verilen tıp fakültesi raporu uyarınca; çocuğun ebeveyn manipülasyonuna maruz kalması, sürekli telkinlerle "yalancı hafıza" oluşturulması ve babaya karşı iftira kampanyasına alet edilmesi "bizzat çocuğun zihinsel yönden istismar edilmesi" olarak nitelendirilmiş ve devletin bu duruma seyirci kalamayacağı belirtilmiştir.
5. Yaşı Küçük Çocuklarda ve Bebeklerde Yatılı Şahsi İlişki Kurulması
"Bebekler veya yaşı çok küçük çocuklar babada yatılı kalamaz, velayeti babaya verilemez" tezi de yargı pratiğinde geçerliliğini yitirmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 03.04.2015 tarihli ve E. 2014/21640, K. 2015/6507 sayılı kararında, yerel mahkemenin 2,5 yaşındaki çocukla baba arasında yatılı kişisel ilişki kurulması yönündeki kararı Yargıtay tarafından onanmıştır.
Benzer şekilde Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 12.03.2015 tarihli ve E. 2014/19440, K. 2015/3267 sayılı kararında da 3 yaşındaki müşterek çocukla baba arasında Cuma günü saat 18:00'den Pazar günü saat 18:00'e kadar yatılı olacak şekilde ve dini/milli bayramları kapsayacak genişlikte şahsi ilişki kurulması uygun bulunmuştur.
6. Yeni Dönem: Ortak Velayet (Joint Custody)
Eğer anne ve baba çocuğun menfaatleri konusunda uzlaşı sağlayabiliyorlarsa, boşanma sonrasında velayetin tek bir tarafa verilmesi zorunlu değildir. Ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve özellikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne Ek 7 No'lu Protokol'ün 5. maddesi uyarınca eşler boşanma sonrasında da çocukları yönünden eşit hak ve sorumluluklara sahiptir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 20.02.2017 tarihli ve E. 2017/1737 sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, eşlerin ortak velayet talep etmeleri Türk kamu düzenine aykırı olmayıp, mahkemelerce tüm deliller değerlendirilerek ortak velayet kararı tesis edilmesi gerekmektedir.
Sonuç
Müşterek çocukların velayeti anneye verilmiş olsa dahi, bu hak anneye sınırsız ve denetimsiz bir güç sağlamaz. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarının açıkça ortaya koyduğu üzere; çocukları babadan koparmaya çalışmak, görüşmeleri engellemek, asılsız ithamlarla EYS yaratmak velayet hakkının ağır bir suiistimalidir ve velayetin derhal anneden alınarak babaya verilmesini gerektirir. Yasalar önünde anne ve baba çocuk üzerinde eşit haklara sahiptir ve velayet takdirinde tek mutlak kural ebeveynlerin cinsiyeti değil, çocuğun geleceğidir.